Vali Münir Karaloğlu Van ile ilgili duygularını sitesindeki köşesinde kaleme aldı.
Eskiden en canlı sesleri taşıyan
ve kıpır kıpır olan bu sokak,
sükûtun kucağında
veriyor son nefesini…” (S.A.)
Bir akşam vakti, bir çadır kentimizi ziyarete giderken aklıma gelmişti bu şiir. Van’ın şimdiki halini anlatıyor ama geleceğinden haber vermiyor. Ben, bir şair değilim; ama Van’ın geleceğini mısra mısra, hece hece hep birlikte yazdığımızın farkındayım. Herkes bunun farkında olmalı, buna inanmalı. Allah’ın izniyle daha güzel, daha sağlam bir Van’a hep birlikte hayat vereceğiz.Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Asla ümitsizliğe, yeise düşmeyeceğiz. Her şeye rağmen yaşam sevinciyle dolu olacağız. Deprem öncesinde yakaladığımız ivmeyi yeniden yakalayacağız. Hatta bir adım daha ileriye taşıyacağız. Bunun için hepimiz taşın altına elimizi koyacağız.
Herkes üstüne düşeni yapacak. Kahvesinde çay demleyen usta; dünyanın en iyi çayını demlemek için uğraşacak. Görevi başındaki memur; vatandaşımızı dünyanın en değerli müşterisi kabul edecek. Ona göre hizmet verecek. Müteahhitlerimiz; dünyanın en sağlam evlerini yapmak için çalışacak. Biz de Van’ı dünyanın en güzel, en özel şehirlerinden biri haline dönüştürmek için çalışıyoruz, çalışacağız.
Deprem oldu diye içimize kapanıp kalmayacağız. Bilakis, daha girişken olacağız. Yatırım ve tanıtım faliyetlerimiz aralıksız devam edecek, ediyor da. Mesela dünyanın en önemli turizm fuarlarından biri olan EMITT fuarına bu yıl da her şeye rağmen katılma kararı aldık. Van’ın değerlerini dünyaya bu yıl da duyuracağız.
Her bir değerimizin bir marka olduğunu biliyoruz. Kedimizi, denizimizi, kalemizi, Ters Lalemizi, İnci Kefalimizi, tarihi ve kültürel zenginliklerimizi bir endüstri haline dönüştüreceğiz. Vanlı hemşehrim bundan para kazanacak. Zenginleşecek. Daha rahat, daha güzel bir hayatı olacak.
O günler uzak değil. Yeter ki inanalım, başaramayacağımız hiçbir şey yok.
Şimdi üşüyoruz. Hava ayaz. Kış çok çetin. Geçen hafta Depremzede ailelerimiz için kurduğumuz çadırkenti ziyaret ettik. Ailelerimizin bir şeye ihtiyaçları olup olmadığını bizzat denetledik. Başka bir ailemizi ziyaret ettiğimde parlayan bir çift göz karşıladı bizi çadırın kapısında.
Ve gülen bir çehrenin en güzel noktası olan gamze...
Soğuktan üşümüş ellerimiz ısınıverdi.
Üç yaşındaki minik Neva’nın gözlerindeki ışık; geleceğimizin çok daha güzel olacağını bize müjdeledi.
Akşam, gece karanlığına evrilirken içimize güneş doğdu.
Kaynak: www.munirkaraloglu.com