Dünyamıza bir göz gezdirdiğimizde, hemen hemen her yerde insanlar deprem, terör, savaş, hastalık ve ölüm gibi çeşit çeşit afet, bela ve musibetlerle iç içe yaşamaktadırlar. Özellikle son zamanlarda ülkemizde yaşanan terör ve deprem gibi olaylarda toplumumuzu ve insanlarımızı derinden etkileyen olaylarla karşılaşmaktayız. Bu imtihan dünyasında hiç kimsenin asude bir hayat yaşadığı vaki olmamıştır. Bu değişmez ezeli bir kanun olduğu için,i nsanın yaratılışından beri bu hal bu minval üzere devam edecek ve kıyamete kadar da böyle gidecektir. Yangın her zaman varlığını göstermiş ve o yangını söndürmeye çalışanlarda büyük bir sabırla vazifelerini bihakkın yapmaya çalışmışlardır. Yüce Rabbimiz bir ayette mealen şöyle buyurmaktadır. "Andolsun biz sizi biraz korku,biraz açlık,birazda mallardan,canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz.Müjdele o sabredenleri!" Bakara suresi.2/155
Bu dünya bir imtihan salonu olduğundan insanlar çeşitli şekillerde imtihana tabi tutulmaktadırlar. Efendimiz (a.s.m) bir hadisi şeriflerinde "Dünya dar-ül meşakkattir" buyurarak dünyada rahat, huzur ve gerçek saadetin olmadığını vurgulamıştır. Örneğin, bir insan çok zengin, varlıklı, makam ve mevki sahibi olabilir, binlerce insanlar etrafında dört dönerek hizmetinde bulunabilir. Fakat Cenab-ı Hak tarafından bir hastalık musallat olur, rahat ve huzuru bozulur. Tam aksine başka birisi de sağlıklı olur, bu da derdi maişetle muzdarip olduğundan rahat ve huzurlu yaşayamaz. Örneğini verdiğimiz bu iki insan türünün birazda olsa rahat ve huzurlu yaşayabilmesi için, Allah tarafından imtihana tabi tutulduklarının bilincinde olmaları ve sabır kuvvetine dayanarak bu imtihanı başarıyla vermeleri gerekir. Çünkü sabır,bir insanın başına gelen bela ve musibetlere feryad-ü figan etmeden dayanması, uğradığı afet ve musibetlerden dolayı Allah'tan başkasına arz-ı şikayet etmemesidir. Cenab-ı Hakk'ın biz kullarına emrettiği namaz,oruç,hac,zekat ve tefekkür gibi ibadetlerin dışında,hastalıklara ve musibetlere karşı sabır ve tahammül etmeninde ibadet olduğunu ve bu bakımdan başımıza gelen bela ve musibetlere sabır ve tahammül etmenin karşılıksız kalmayacağını müjdelemektedir.
Sabreden bir kul necat ile müjdelenir, acı olduğundan nefse ağır gelir,lakin şifalı bir ilaç gibi faydalıdır.Peygamber Efendimiz (a.s.m) "Asıl sabır musibetin ilk anında olanıdır" Sabır o kadar güzel bir haslettir ki, birçok fazilet onun ile olgunlaşır. Sabrın önemini ifade eden birçok ayet ve hadis vardır. "Allah sabredenlerle beraberdir" "Bakara suresi.2/153" Bir musibet ne kadar elim ve büyük olursa olsun,ayette de belirtildiği gibi Allah o kuluyla beraberdir, o musibet hakikatte musibet sayılmamalıdır. Bir kul için bundan daha büyük bir izzet, şeref ve lütuf olabilir mi? Bediüzzaman Hazretleri de 23 Mektupta "Sabırsızlık ise Allah'tan şikayeti tazammun eder. Ve ef'alini tenkit ve rahmetini ittiham ve hikmetini beğenmemek çıkar. Evet musibetin darbesine karşı şekva suretiyle elbette zaif ve aciz insan ağlar; fakat şekva ona olmalı, ondan olmamalı. Hz.Yakub(a.s)ın "Ben derdimi de ,üzüntümü de ancak Allah'a şikayet ederim" demesi gibi olmalı. Yani; Musibeti Allah'a şekva etmeli, yoksa Allah'ı insanlara şekva eder gibi, "Eyvah!Of!" deyip, "Ben ne ettim ki, bu başıma geldi" diyerek,aciz insanların rikkatini tahrik etmek zarardır, manasızdır. "Evet şikayetin en tehlikeli ciheti Cenab-ı Hakk'ı insanlara şikayet edip halini ve derdini onlara anlatmaktır. Yoksa dert ve kederini Allah'a arz etmek, O'na sığınmak, sabırlı olmamak değildir. Merhameti ve şefkati sonsuz olan Allah Celle Celaluhu, biz kullarının derdini arz etmesinden, niyaz ve duasından, havf ve recasından sonsuz derece memnun olur, kalbi kırık ve kederli bir kulun enin ve ağlamasını rahmetiyle karşılar, musibetzedelerin hassaten biz depremzedelerin ilticaları, samimi dua ve niyazlarını asla reddetmez. Hele kalbi kırık ve bağrı yanık bir felaketzedenin eninleri zaman olur ki, arş-ı aladaki meleklerin niyazlarından daha ziyade hüsn-ü kabule mazhar olur.
Evet, Cenab-ı Hak sevdiği bir kulunu bela ve musibetlerle imtihan eder, bazen de bir dert ve keder onun geçmiş günahlarının affına vesile olur. Bazı musibetler de kulu kurb-u İlahiye mazhar eder. Cenab-ı Allah her kulun sabır ve teslimiyetine göre muamele eder ve ona göre mükafatlandırır. Sabır ve dikkatle hareket etmeyip, acele edenler amacına ulaşamazlar. İnsan birçok bela ve musibeti sabır ile aştığı gibi, meşru arzu ve isteklerine de ancak sabır ile nail olabilir.
Zira, Cenab-ı Hakk'ın inayet ve tevfiki sabırlı insanların üzerinedir.