Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
Hava Durumu VAN
14 / 3
 
 
 
 
 
Allah rahmet eylesin, diyemiyorum!
 Hüseyin YILMAZ 20 Ocak 2012 Cuma  

Bir kaç talebesinin şehâdetiyle nakledilir ki, 10 Nisan 1950 günü Üstad Bediüzzaman Hazretleri etrafındakilerle sohbette iken bir talebesi:

“Üstadım, Mareşal Fevzi Çakmak ölmüş!” diye haber verir.

Üstad:
“Kardeşim, o adam gençlerin intibâhına vesile olduğu hâlde, Allah rahmet eylesin, diyemiyorum!” der.

Sonra etrafındaki genç talebelerine bakar ve:

“Sizin hatırınız için bir seferlik söyleyebilirim...” der.

Ama Mareşal’a “Allah rahmet eylesin!” demeye hazırlanan Üstad’ın hamlesi akîm kalır:

“Aaa, Aaa..., Allah, Allah... Rahmet eylesin, diyemiyorum kardeşim!” der.

Mareşal ünvanlı Mustafa Fevzi Çakmak beş vakit namazını nâfile ve teheccüd namazları ile takviye eden, her gün Kur’an okumayı îtiyâd edinmiş, dilinden zikri eksik olmayan, elinden tesbihi düşmeyen insandır... Hususî hayatında bu kadar dindar, Allah’ı bilen ve İslâmiyeti yaşamaya çalışan ikbâli yüksek bu adam, uzun mareşallık yıllarında ordunun hâkim-i mutlakı gibidir. Kaşlarını çatsa, iki kelime ile talimât verse orduyu hareketlendirebilecek güce sahiptir.

yilmaz_fevzi_cakmak.jpgÜstad Hazretlerinin kendisini çok sevmesi beklenirken, “Allah rahmet etsin!” diyemeyişi dikkate şâyândır... Zirâ bu dindar insan M.Kemâl ile başlayan bir herc-ü merc devrinin en muktedirlerindendir. M. Kemâl inkılâb ve icraatlarının temel istinâd noktası olan maddî gücün yegâne nâzırıdır. Bir milletin bütün değerlerini hedef alan bu inkılâb fırtınasının karşısında durabilecek yegâne isimdir. Ama karşı durmak şöyle dursun, bütünüyle M. Kemâl’e râm olur... Ne bu milletin sinesinden sökülüp atılmak istenen dinin kendi dini olduğunu fark eder, ne de elinden düşürmediği Kur’an hükümlerinin hayatımızdan tard edildiğini görür.

Devrin bütün şenaatini yalnız başına göğüslemeye çalışan Üstad’ın mücâdelesine de desteği yoktur. Sadece bir Isparta ziyareti esnasında işgüzarlık yapan mahallî bir selâhiyet sahibine, “Ondan zarar gelmez, ilişmeyiniz; hürmet ediniz!” dediği nakledilir...

Bu geçmiş zaman vakâsını hatırlamama sebeb, vefatından sonra Denktaş’ın ardında ayyuka çıkan neşideler oldu... Namaz kıldığı bilinen, zaman zaman Nurlar hakkında müsbet ifâdelerde bulunan o Denktaş ki, Kıbrıs’ın fuhuş ve kumarhane arenasına dönüşmesine itiraz etmek şöyle dursun, zemin hazırlamış, en azından seyirci kalmıştır.

O Denktaş ki, Kıbrıs halkının dinî hayatına hizmet etmek için kılını kıpırdatmak şöyle dursun, bu yoldaki bütün teşebbüslerin önünü kesmiştir. O Denktaş ki, Kıbrıs meselesinin çözülüp Türkiye’ye ayak bağı olmaktan çıkmasına hep engel olmuş, derin güçlerin Kıbrıs temsilcisi vazifesini üstlenmiş; iktidarının ilk yıllarında AK Parti iktidarı ile aslanlar gibi mücadele etmiştir...

Gerçi Ak Partililer son zamanlardaki anlaşılmaz tavırlarına bir yenisini ilâve ederek Denktaş’ı nerede ise evliyaullah mertebesinde senâ ve yâd ettiler. En üst seviyeden cenaze merâsimine iştirakle yakın geçmişlerini torpillemekte de beis görmediler. Hoş, dünün darbe müteşebbislerini yargının önüne çıkaran AK Parti gücü hâlihazırda elinde bulunduran Necdet Özel’in siyâsete şekil ve çekidüzen vermeye çalışan çarşaf çarşaf beyanatlarına da hiç itiraz etmediler; “General, sana ne Kürt Meselesinin sosyolojik tarafından, sana ne Kürtçe eğitim meselesinden!” diyemediler...

Varsın milliyetçi, ulusalcı ve ergenekoncularla birlikte AK Parti muktedirleri de Denktaş’a olduğunun yüz seksen derece aksi bir kamet biçsin, hakkettiğinin tam tersi yüksek bir mevkii takdir buyursunlar. Ama ben, Denktaş’a, “Allah rahmet eylesin, diyemiyorum!”

Bugün

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
Prof. Dr. İsa YÜCEER
 
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

 
Rüstem GARZANLI
 
Süt Şahane Gerisi Bahane

 
Sabri ALTUN
 
Baykuş’un Gözleri

 
İbrahim KAYGUSUZ
 
Mutezile ve akıl-nakil tartışmaları (I)

 
Fuat TÜRKER
 
Hayatımızın Bileği Taşı: Zorluklar

 
Alev Ayyıldız
 
Bir Harcanmışlığın Hazin Öyküsü

 
Mehmet Emin KUŞ
 
İbn-u Hazm

 
İsmail AKSOY
 
Senin için her gün “anneler günü” annem!

 
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
 
Zimmilere (Gayri Müslimlere) Tanınan Haklar

 
Altuğ ÖZTÜRK
 
Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 
Ahmet TANYERİ
 
Ey Medine (Şiir)

 
İzzet OFLAS
 
EŞEĞİN İTİRAZI

 
Mustafa CİLASUN
 
Aşkın narı, ruhun arı, kalbin edeb-i melalidir!

 
Ali SİNOĞLU
 
DEPREMİN ACI İZLERİ

 
Necmi ÜNLÜ
 
Kötülüğe İyilik

 
İbrahim Akın
 
Kadrolu Din Adamı Olunmaz

 
Selçuk AKYÜZ
 
Işık

 
Mehmet Emin TOPRAK
 
Kurumlarımız Sayın Rektörümüzü Örnek Almalı

 
Sadık Yalsızuçanlar
 
Ben Kerbela’yım

 
Ahmet D. MİLASLI
 
Berzani Neden Ankara'ya Geldi?

 
Resul Yersiz
 
Bir Hayat Hikayesi

 
Ali Rıza BAYZAN
 
TASAVVUF’TA RÜYALAR

 
Celal KAPLAN
 
Bakma öyle, konuş!

 
Mehmet ÇALIŞKAN
 
GÜZEL DÜŞÜNMEK
 
 
 
İLETİŞİM
  BASINDAN SEÇMELER
  ÇOK YORUMLANANLAR
  KİTAP DÜNYASI
SON DEPREMLER
  ANKET
  GENÇ KALEMLER

 
Şüheda YAZAR
 
SEVGİ İSRAFI

 
Bilal Emre YİĞİN
 
KAN KUSAN ZAMANLAR

 
Zuhal KAYGUSUZ
 
Bahara Düşlerimi Vurdum

 
Sümeyye KAYA
 
Aşk'a Serenat

 
Rukiye YAŞİN
 
Yüreğimden Koparılan Çiçeğime

 
Besna YURTBAY
 
Sen Gideli

 
Özkan İDOĞ
 
OYSAKİ BEN SANA NEFSİ VAHDE-İ MÜTEKELLİM GİBİ GELDİM
  PİYASALAR
       
  1,8300   2,3270  
       
  56,936   93,9461  
 
 
RSS

Add to Google
Van AsyaNur'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Van AsyaNur sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama