Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
Hava Durumu VAN
14 / 3
 
 
 
 
 
Allah'tan korkma ve cevaplar
 Ahmet KURUCAN 02 Şubat 2012 Perşembe  

Bir önceki hafta yayınlanan (Haşa!) "Allah'tan korkmuyorum!" başlıklı yazı bazı yanlış anlaşılmalara vesile olmuş.

Aldığım e-mail mesajları bunu gösteriyor çünkü. Maillerin toplamını iki ayrı kategoriye ayırabilirim. Birincisi yazının başlığında geçen "Allah'tan korkmuyorum" cümlesini okuyup kaleme sarılan okuyucularımız. Bunları tebrik mi edeyim yoksa tenkit mi karar veremedim. Üzerinde birkaç gün düşündüm; tebrik veya tenkit noktasında aklımın ikna, kalbimin tatmin olduğu bir yer bulamadım kendime ve bunu olduğu gibi sizlerle paylaşayım dedim.

Şöyle ki: Bu okuyucuları tebrik etmek lazım; zira "Allah'tan korkmuyorum" cümlesini görür görmez, onları bilgisayar başına oturtan, dinî hassasiyetleri. İnancım o ki dinî hassasiyeti olmayan bir insan okuduğu bir yazı başlığından hareketle zaman ayırıp yazarına mail yazmaz. Fakat yazının muhtevasını okumadan hemen kaleme sarılma ne kadar doğru? İşte meselenin tenkit edilecek yönü burası.

Tavzihte bulunayım. "Allah'tan korkmuyorum" diyen ben değilim. Bir başkası. Okuduğunuz o yazı, "buna ne diyorsunuz?" diyen okuyuculara hitaben yazılmış cevabî bir yazı. Hatta bu türlü yanlış anlaşılmalara kapı açar endişesi ile velev ki başkasının sözünü aktarma bile olsa "Allah'tan korkmuyorum"un başına "haşa!" sözcüğünü ben ilave ettim.

İkincisi; o yazı baştan sona Allah'tan korkmama değil, korkmanın gerekliliğini vurguluyor. Allah'a karşı sevgi ile O'na saygı ve hürmeti ihtiva eden korkunun, ürpermenin, irkilmenin bir denge içinde bizatihi Allah tarafından vaz' edildiğini ve bu dengenin muhafaza edilmesinin şart olduğunu anlatıyor. Cennet ve cehennemin varlığını, Allah'ın Kahhar ve Rahman olmasını hep bu dengenin unsurları ve sonuçları olduğunu nazara veriyor. Dolayısıyla sadece başlıktan hareketle fikir sahibi olmak mümkün olmadığı gibi, bir sonuca ulaşmak da yanıltıcı oluyor ve olacaktır.

İkinci kategorideki mailler ise havf ve haşyet kelimeleri ile alakalı. Kur'an'da Allah'tan korkmayı ifade eden yerlerde sadece haşyet değil, aynı zamanda havf kelimesinin de kullanıldığını dile getiriyor bazı okuyucularımız. El-hak doğru söylüyorlar. Şunu kabul etmeliyim ki; maksadımı tam manasıyla ifade etmekte yetersiz kalmışım. Maksadı aşan beyan değil, maksadı beyanda yetersizlik. Maksadım en genel manada Kur'an'ı da içine alan etimolojik ve semantik tahliller yapma değildi. Kaldı ki bir köşe yazısı ile sınırlı bir alanda bunu nasıl yapacaksın? Maksadım, Arapça kelimelerin Türkçe karşılıklarını verirken mana ve muhtevanın aynıyla korunamadığını, havf ve haşyet kelimelerinin Türkçede sadece "korkma" fiili ile karşılanmasının yanlış olduğunu, özellikle güncel Arapçada havf ve haşyetin farklı kullanıldığına işaret etmek ve söz konusu fark ile kullanım alanı bilinmeden yapılan yorumların yanlışlığını belirtmekti. "Her tercüme bir çeşit tahriftir" sözü bu durumu ifade eden ne güzel bir tesbittir.

Gerçekten Kur'an, değil bir ayet onlarca ayette Allah'tan korkmayı dile getirirken havf kelimesini kullanıyor. Bunu biliyorum. Hatta Kur'an özelinde mesele ele alınacak olursa karşımızda çok farklı sonuçlar da çıkacaktır. Sadece bir misal vereyim; Ali İmran Sûresi 173. ayette kâfirlerin inanan insanları, onlara karşı toplanmış orduları nazara verilerek korkun dediği yerde "haşyet"; 175. ayette ise Allah, şeytanın inananları kendi velileri ile korkuttuğunu anlattıktan sonra "Eğer gerçek müminler iseniz, onlardan korkmayın, Benden korkun" dediği yerde "havf" fiilini kullanıyor. Demek istiyorum ki havf ve haşyet deyip meseleyi Kur'an ekseninde incelediğimizde çok daha farklı sonuçlara ulaşmak mümkündür.

Okuyucularımızın hem dikkati hem de dinî hassasiyetleri her türlü takdirin üstünde. Müteşekkirim.

ZAMAN

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
Prof. Dr. İsa YÜCEER
 
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

 
Rüstem GARZANLI
 
Süt Şahane Gerisi Bahane

 
Sabri ALTUN
 
Baykuş’un Gözleri

 
İbrahim KAYGUSUZ
 
Mutezile ve akıl-nakil tartışmaları (I)

 
Fuat TÜRKER
 
Hayatımızın Bileği Taşı: Zorluklar

 
Alev Ayyıldız
 
Bir Harcanmışlığın Hazin Öyküsü

 
Mehmet Emin KUŞ
 
İbn-u Hazm

 
İsmail AKSOY
 
Senin için her gün “anneler günü” annem!

 
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
 
Zimmilere (Gayri Müslimlere) Tanınan Haklar

 
Altuğ ÖZTÜRK
 
Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 
Ahmet TANYERİ
 
Ey Medine (Şiir)

 
İzzet OFLAS
 
EŞEĞİN İTİRAZI

 
Mustafa CİLASUN
 
Aşkın narı, ruhun arı, kalbin edeb-i melalidir!

 
Ali SİNOĞLU
 
DEPREMİN ACI İZLERİ

 
Necmi ÜNLÜ
 
Kötülüğe İyilik

 
İbrahim Akın
 
Kadrolu Din Adamı Olunmaz

 
Selçuk AKYÜZ
 
Işık

 
Mehmet Emin TOPRAK
 
Kurumlarımız Sayın Rektörümüzü Örnek Almalı

 
Sadık Yalsızuçanlar
 
Ben Kerbela’yım

 
Ahmet D. MİLASLI
 
Berzani Neden Ankara'ya Geldi?

 
Resul Yersiz
 
Bir Hayat Hikayesi

 
Ali Rıza BAYZAN
 
TASAVVUF’TA RÜYALAR

 
Celal KAPLAN
 
Bakma öyle, konuş!

 
Mehmet ÇALIŞKAN
 
GÜZEL DÜŞÜNMEK
 
 
 
İLETİŞİM
  BASINDAN SEÇMELER
  ÇOK YORUMLANANLAR
  KİTAP DÜNYASI
SON DEPREMLER
  ANKET
  GENÇ KALEMLER

 
Şüheda YAZAR
 
SEVGİ İSRAFI

 
Bilal Emre YİĞİN
 
KAN KUSAN ZAMANLAR

 
Zuhal KAYGUSUZ
 
Bahara Düşlerimi Vurdum

 
Sümeyye KAYA
 
Aşk'a Serenat

 
Rukiye YAŞİN
 
Yüreğimden Koparılan Çiçeğime

 
Besna YURTBAY
 
Sen Gideli

 
Özkan İDOĞ
 
OYSAKİ BEN SANA NEFSİ VAHDE-İ MÜTEKELLİM GİBİ GELDİM
  PİYASALAR
       
  1,8300   2,3270  
       
  56,936   93,9461  
 
 
RSS

Add to Google
Van AsyaNur'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Van AsyaNur sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama