Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
Hava Durumu VAN
14 / 3
 
 
 
 
 
Bakma öyle, konuş!
 Celal KAPLAN 14 Şubat 2012 Salı  

Kahvehanenin camları her zaman olduğu gibi buğulu. Bütün bakışlar aynı noktaya kilitlenmiş. Televizyonda heyecan dolu bir film mi var? Yoksa dünyanın kaderini etkileyecek bir savaş haberi mi? Sonunda merakınız sizi kahvenin içine girmeye sürükler bir de bakarsınız ki o da ne? Şu malum izdivaç programlarından biri…
     

Her halinden piskopat olduğu belli olan bir adam, karşı tarafta “ Ben senin gibi kart zamparaya düşecek kadın mıydım? Gel gör ki feleğin sillesini yedik bir kere.” Der gibi kendini ağırdan satan bir hatun. Bayağılık diz boyu. Sözler, hareketler iltifatlar bile vıcık vıcık.…
     

Beğenir, beğenmez ; evlenir evlenmez sana ne kardeşim? Karşısında saatlerce taş kesilmeye değer mi bu seyrettiklerin? Dışarıdan bakan cennetliklerin listesi açıklanıyor sanacak. Ne bakış o öyle? Kimi ağzını yarım açmış, kiminin gözleri yerinden fırlayacakmış gibi çakmak çakmak olmuş? Boyunlar sanki birkaç  santim daha uzamış.
     

Kahvecinin de yaptığı iş değil hani. Mübarek! televizyon tavana konulur mu? Eskiden büyükler çocuklar şurası burasıyla oynayıp bozmasınlar diye  televizyonu tavanla duvarın birleştiği yere monte ederlerdi. Şimdi senin  Beş paralık televizyonunla oynayan mı var? Buna boyun mu dayanır? Neden millet oturduğu yerden evine yorgun argın döner? Son zamanlarda artan boyun fıtığı vakalarının sebebini düşündün mü hiç? Düşünmemdin tabi!
    

Ununu elemiş, eleğini asmış memleketimde şu aralar en çok görülen manzara bu. El alemin kahvehanesinden, eloğlunun ne izlediğinden sana be adam, diyecek olan elbette vardır. Evet evet, kabul ediyorum, beni alakadar etmez. Sadece bir şeyden rahatsızım: Her gün biraz daha yalnızlığın kollarına atılmamız… Ne kadar gariptir ki kitle iletişim araçları geliştikçe biraz daha yalnızlaşıyor, çevremize karşı o kadar yabancılaşıyoruz. Dostlar oturmuş kimi televizyona bakıyor, kimi cep telefonuyla oynuyor, kimi de dipsiz deniz internetin karanlık dalgaları arasında sörf yapıyor. Eskiden şehirlerde bu hastalık görülürdü. Adam ölür komşusunun üç gün haberi olmazdı. Kim hasta. Kim dertli, kim borçlu…kimseler sormaz, alakadar olan çıkmazdı.
     

İnsanoğlu sosyal bir varlıktır. Konuşmalı, paylaşmalı. Başka türlü bu dünyanın çilesi çekilir mi? Çatır çatır yanan bir sobanın etrafında halka tutup  söz ustaları yarışmadıkça bu stres biter mi? Hangi film, hangi  ilaç böyle bir sosyal rahatlamayı temin edebilir?
    

Eskiden ilçenin ileri gelenlerinin eşe dosta tahsis ettikleri odaları varmış. Bu odanın müdavimleri sözü on defa ölçer, biçer  sonra söylerlermiş. Ben şahsen bu eski insanlardan birkaç tanesini dinleme bahtiyarlığına ermiş biriyim. Söz bu kadar mı güzel söylenir, anlatım bu kadar mı akıcı olurmuş? Söz dediğin bu adamların dilinde oyuncak…  Hele bir tanesi var ki aynı meseleyi belki on defa kendisinden dinlediğim halde sözlerinde her defasında ayrı bir heyecan, ayrı bir güzellik bulmuşumdur. Bugün halk arasında atasözü gibi kulaktan kulağa yayılan sözler hiç şüphesiz bu odaların ve bu ustaların mahsulüdür.
      

Nadasa bıraktığı tarlasına çevredeki bütün tarla sahiplerinin eşeğini bağladığını görünce “ Bu sene eşek ekmişiz meğer.” Diyen rahmetli Avkuş (Abuzer Baştuğ) gibi  bir nüktedan daha bu halkın arasında çıkar mı? Ben hiç zannetmiyorum.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
Prof. Dr. İsa YÜCEER
 
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

 
Rüstem GARZANLI
 
Süt Şahane Gerisi Bahane

 
Sabri ALTUN
 
Baykuş’un Gözleri

 
İbrahim KAYGUSUZ
 
Mutezile ve akıl-nakil tartışmaları (I)

 
Fuat TÜRKER
 
Hayatımızın Bileği Taşı: Zorluklar

 
Alev Ayyıldız
 
Bir Harcanmışlığın Hazin Öyküsü

 
Mehmet Emin KUŞ
 
İbn-u Hazm

 
İsmail AKSOY
 
Senin için her gün “anneler günü” annem!

 
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
 
Zimmilere (Gayri Müslimlere) Tanınan Haklar

 
Altuğ ÖZTÜRK
 
Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 
Ahmet TANYERİ
 
Ey Medine (Şiir)

 
İzzet OFLAS
 
EŞEĞİN İTİRAZI

 
Mustafa CİLASUN
 
Aşkın narı, ruhun arı, kalbin edeb-i melalidir!

 
Ali SİNOĞLU
 
DEPREMİN ACI İZLERİ

 
Necmi ÜNLÜ
 
Kötülüğe İyilik

 
İbrahim Akın
 
Kadrolu Din Adamı Olunmaz

 
Selçuk AKYÜZ
 
Işık

 
Mehmet Emin TOPRAK
 
Kurumlarımız Sayın Rektörümüzü Örnek Almalı

 
Sadık Yalsızuçanlar
 
Ben Kerbela’yım

 
Ahmet D. MİLASLI
 
Berzani Neden Ankara'ya Geldi?

 
Resul Yersiz
 
Bir Hayat Hikayesi

 
Ali Rıza BAYZAN
 
TASAVVUF’TA RÜYALAR

 
Celal KAPLAN
 
Bakma öyle, konuş!

 
Mehmet ÇALIŞKAN
 
GÜZEL DÜŞÜNMEK
 
 
 
İLETİŞİM
  BASINDAN SEÇMELER
  ÇOK YORUMLANANLAR
  KİTAP DÜNYASI
SON DEPREMLER
  ANKET
  GENÇ KALEMLER

 
Şüheda YAZAR
 
SEVGİ İSRAFI

 
Bilal Emre YİĞİN
 
KAN KUSAN ZAMANLAR

 
Zuhal KAYGUSUZ
 
Bahara Düşlerimi Vurdum

 
Sümeyye KAYA
 
Aşk'a Serenat

 
Rukiye YAŞİN
 
Yüreğimden Koparılan Çiçeğime

 
Besna YURTBAY
 
Sen Gideli

 
Özkan İDOĞ
 
OYSAKİ BEN SANA NEFSİ VAHDE-İ MÜTEKELLİM GİBİ GELDİM
  PİYASALAR
       
  1,8300   2,3270  
       
  56,936   93,9461  
 
 
RSS

Add to Google
Van AsyaNur'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Van AsyaNur sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama