Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
Hava Durumu VAN
14 / 3
 
 
 
 
 
Bozgunda fetih rüyası görmek
 VEDAT BİLGİN 22 Şubat 2012 Çarşamba  

O yıllar, imparatorluğun son yüzyılını yaşamış, bütün acıları hissetmiş ya da şahit olmuş, bozgunun yarattığı tahribattan ziyadesiyle etkilenmiş nesillerin yaşadığı yıllardır. Bu dönemde bu rüyayı göremeyenlerin sonu, hâkim medeniyete teslim olmaktan, çaresizlik içinde bir ruh haliyle kendisini inkâra yönelmeye kadar uzanmıştır. 

Pax Ottomana Avrupa'nın feodal karanlık çağı karşısında, Anadolu'dan Balkanlar'a, Avrupa içlerine ve Kuzey Afrika'ya kadar, bütün halkların istikrar içerisinde yaşamaları için ümit çağı olmuştur. Osmanlılar oryantalistlerin iddia ettikleri gibi, askeri bir toplum oldukları için değil, barışı ekonomiyle, siyasetle, adaletle bir denge içinde kendi sınırları dâhilinde gerçekleştirmeyi başardıkları için, hem geniş bir coğrafyaya yayılmışlar hem de bu coğrafyada kalıcı bir yönetim geleneği oluşturmuşlardır. 

Geçmişin aydınlığı 

Cumhuriyet neslinin bazı kuşakları, bilhassa Osmanlı geleneğini anlama konusunda şanssız nesillerdir. Cumhuriyetin ilk döneminde siyasi bir sorun olan imparatorluktan yeni rejime geçiş, başlangıçta dönemin siyasi şartları yüzünden, yalnızca imparatorluğun inkârına yol açmakla kalmamış, aynı zamanda imparatorluğun dayandığı medeniyet anlayışına ve kurumlarına karşı da bir karalama kampanyası yürütülmesine neden olmuştur. Bu konuda yapılan yanlışlar, eğitim politikasının bir parçası haline getirilerek, uzun süreli bir uygulamaya dönüştürülmüştür. Maalesef bu anlayışın izleri ve etkileri, hâlâ eğitim programları üzerinden bugünkü nesillere de yayılmaya devam etmektedir. 

Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki siyasal şartlarda bile aşırılık ve yanlışlık olarak değerlendirilebilecek hususların, resmi ideolojiyle bütün devlet kurumlarına benimsetilmesi ve devletin dayandığı bir anlayış olarak iletişim araçları üzerinden toplumsallaştırılması, bugün artık kabul edilebilecek bir durum değildir. 

Demokrasi sadece bugünün meselesi midir? Demokrasi, toplumla devlet arasındaki sorunların çözülmesi, yönetim mekanizmasının işleyiş tarzının değiştirilmesiyle birlikte halkın kendi kültürüyle ve geçmişiyle barışmasının da yollarını açar. Bu açıdan bakıldığında, Osmanlı İmparatorluğu hakkındaki görüşlerde de, eğitim sisteminden devletin gündelik söylemine kadar 'bizim geçmişimiz' anlayışının benimsenmesi beklenir. 
Demokrasi kültürü, halkın kültürünü oluşturan bütün tarihsel kaynakların sahiplenilmesini gerektirir. 

Tarih ve kimlik 

Günümüzde artık hanedanın cumhuriyetin alternatifi olarak görülmesi gibi bir mantık geçerli olmayacağından, eski yaklaşımlarda ısrar etmek zaten bütünüyle anlamsız hale gelmiştir. 

İmparatorluk döneminden bahsetmek, uygarlığımızın büyük bir siyasal geleneğinden söz etmek, zaman zaman "Türk'e Türk propagandası yapmak" gibi takdim edilir. Elbette böyle bir siyasal geleneğin 500 yıllık ihtişamından bahsetmek bu şekilde algılanabilir, fakat unutmamak gerekir ki, bu geleneğin kurucuları kendi çağlarının en büyük hükümdarları, bu siyasal yapının kurumları kendi çağlarının en ileri yapılarıdır. 

Fatih Sultan Mehmed
'in ve fethin hikâyesini anlatan filmin gösterime girmesiyle, Osmanlı tartışmalarının yeniden alevleneceği anlaşılıyor. Bazılarının hâlâ öfkesi dinmemiş ki, cumhuriyetin başlangıç yıllarındaki siyasal tutumla özdeşleşerek bu tavrı hâlâ sürdürmeye çalışıyorlar. 

Kendi tarihiyle barışmadan kendi kimliğiyle barışmanın imkânsız olduğunu
 unutmayarak, bana 'toplumsal şizofreninin kaynaklarını' soranlara, bu hususlara dikkat etmeleri gerektiğini hatırlatmak isterim. 

BUGÜN

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
Prof. Dr. İsa YÜCEER
 
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

 
Rüstem GARZANLI
 
Süt Şahane Gerisi Bahane

 
Sabri ALTUN
 
Baykuş’un Gözleri

 
İbrahim KAYGUSUZ
 
Mutezile ve akıl-nakil tartışmaları (I)

 
Fuat TÜRKER
 
Hayatımızın Bileği Taşı: Zorluklar

 
Alev Ayyıldız
 
Bir Harcanmışlığın Hazin Öyküsü

 
Mehmet Emin KUŞ
 
İbn-u Hazm

 
İsmail AKSOY
 
Senin için her gün “anneler günü” annem!

 
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
 
Zimmilere (Gayri Müslimlere) Tanınan Haklar

 
Altuğ ÖZTÜRK
 
Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 
Ahmet TANYERİ
 
Ey Medine (Şiir)

 
İzzet OFLAS
 
EŞEĞİN İTİRAZI

 
Mustafa CİLASUN
 
Aşkın narı, ruhun arı, kalbin edeb-i melalidir!

 
Ali SİNOĞLU
 
DEPREMİN ACI İZLERİ

 
Necmi ÜNLÜ
 
Kötülüğe İyilik

 
İbrahim Akın
 
Kadrolu Din Adamı Olunmaz

 
Selçuk AKYÜZ
 
Işık

 
Mehmet Emin TOPRAK
 
Kurumlarımız Sayın Rektörümüzü Örnek Almalı

 
Sadık Yalsızuçanlar
 
Ben Kerbela’yım

 
Ahmet D. MİLASLI
 
Berzani Neden Ankara'ya Geldi?

 
Resul Yersiz
 
Bir Hayat Hikayesi

 
Ali Rıza BAYZAN
 
TASAVVUF’TA RÜYALAR

 
Celal KAPLAN
 
Bakma öyle, konuş!

 
Mehmet ÇALIŞKAN
 
GÜZEL DÜŞÜNMEK
 
 
 
İLETİŞİM
  BASINDAN SEÇMELER
  ÇOK YORUMLANANLAR
  KİTAP DÜNYASI
SON DEPREMLER
  ANKET
  GENÇ KALEMLER

 
Şüheda YAZAR
 
SEVGİ İSRAFI

 
Bilal Emre YİĞİN
 
KAN KUSAN ZAMANLAR

 
Zuhal KAYGUSUZ
 
Bahara Düşlerimi Vurdum

 
Sümeyye KAYA
 
Aşk'a Serenat

 
Rukiye YAŞİN
 
Yüreğimden Koparılan Çiçeğime

 
Besna YURTBAY
 
Sen Gideli

 
Özkan İDOĞ
 
OYSAKİ BEN SANA NEFSİ VAHDE-İ MÜTEKELLİM GİBİ GELDİM
  PİYASALAR
       
  1,8300   2,3270  
       
  56,936   93,9461  
 
 
RSS

Add to Google
Van AsyaNur'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Van AsyaNur sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama