İki haftadır yaşananların tarihi açıdan önemli ve kayda değer yanı nedir? Ne olduğu için böylesine kıyasıya bir tartışma yaşanıyor, alışılmamış bir gerilim atmosferi teneffüs ediliyor?
Bazen ima yoluyla bazen de “şaşırtıcı” bir üslupla açıktan yapılan hücumların coşkusuna kapılmadan önce bu sorunun cevabını aramakta fayda vardır. Bu fark anlaşılamazsa, kim nerede hata yaptığını anlamaktan imtina ederse ne bu tartışma biter, ne de gerilim...
Bu ülkede daha önce de yargı kaynaklı vesayet teşebbüsleri yaşandı. Sayısız defalar hem de... Uzağa gitmeye gerek yok, parantez 28 Şubat’tan açıldığında bile o kadar çok örnek var ki! Mahkemeler, hakimler, savcılar, Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi vs. hemen hemen her defasında sadece siyasetin alanını daraltmak adına karar veriyordu. Hedef bazen iktidar, bazen muhalefet, bazen cemaatler, bazen de sokaktaki insanlar oluyordu.
Medyanın bir kesimi o zaman da bu girişimlere karşı dikkatli ve dirençliydi. Atılan her adıma karşı tıpkı bugün olduğu gibi itirazlarını ortaya koymuş ve kamuoyunun hassasiyetini ustalıkla taşımıştı. Savcılar, hakimler dün de eleştirilmişti, yeni bir şey değil.
Muhafazakar çoğunluk ki, meselenin en hassas unsurudur, eskiden olduğu gibi bugün de tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Birbirinin benzeri bütün heveslere nasıl tepki koymuşsa bugün de soruşturma bahanesiyle yeni form kazanan vesayete aynı reaksiyonu veriyor.
Üstelik, ince bir ayarla. Yani, kimse MİT soruşturması nedeniyle tepesi attığı için bütün Ergenekon, Balyoz, Andıç vs. davalarına laf etmeden. O dosyalarla bunu ayıran, aradaki farkı ustalıkla ayırıp, bugün yapılanın bir hata olduğunu söyleyerek.
Peki...
Vesayet eski vesayet, muhafazakar ve liberal kesimlerin tepkisi eskisi gibi, medyanın tavrı aynı tavır... Fark nedir?
Yani, yaşananların birbirinin benzeriyse bugünleri ileride tarihte özel bir yere oturtacak olan nedir?
Herhalde, dün o tavrı paylaşanların hepsinin bugün aynı yerde olmamasıdır.
2012 yılı Şubat ayında, karşı karşıya bulunduğumuz bir vak’a karşısında müştereken tavır konulamamasıdır. Önceki vak’alardaki tavırla bugünkü arasındaki bazı çelişkilerdir...
Bu çelişki sergilenmeseydi, şimdi etrafta olup bitenleri el çırparak seyredenlere de rastlanmayacaktı.
Görünen o ki, geçmişte “vesayet” tınısı veren girişimlere tavır koyan herkes bugün aynı yerde değil. Bazılarımız ya bütün bu yaşananları demokratik bir mesele olarak görmüyor ya da sebebi çözülemeyen bir alınganlık var ortada.
Son hamleye karşı çıkan büyük çoğunluk bir kez dahi adres göstermediği halde “cemaat” bahsinin alıp yürümesi bu anlaşılamaz durumun eseridir.
Oysa...
Siyasal alanı bir prensip dahilinde müdafaa etmek, sadece bu anlama gelir, başka bir maksat taşımaz.
Yargı hata yapabilir ve eleştirilir. Bu, sadece yargıyı eleştirmek anlamına gelir, başka bir maksat taşımaz.
Demokratik alanı tahkim etmek de sadece bu anlama gelir, başka bir maksat taşımaz.
Daha fazla söze gerek var mı!..
STAR