Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
Hava Durumu VAN
14 / 3
 
 
 
 
 
Fatih projesi
 İskender Pala 21 Şubat 2012 Salı  

Okullar bahar yarıyılına Fatih projesinin geniş imkânlarıyla başladılar. İlgilileri tebrik ediyoruz.

 

Bu sayede Türkiye'de öğretim problemlerinin büyük bir kısmı aşılabilecek gibi görünüyor. Ancak yalnız başına öğretimin yeterli olmadığı, buna paralel olarak bir de eğitimin sürdürülmesi gerektiği gerçeği hâlâ ortada duruyor. Maalesef son yıllarda öğrenciler arasında çeteleşmelerden, okullarda şiddetten, kötü alışkanlıklar ve bağımlılıklardan sık bahsedilir oldu. Sınıf yönetiminin yetersiz kaldığı durumlarda, yani öğretmen-öğrenci münasebetlerinin bozulduğu hallerde gençlerimizin kötü emelli kişilerin tuzaklarına düşmeleri kolaylaşmaktadır. Oysa okullar, aynı zamanda bizim toplumsallaşmamızı sağlayan kurumlardır. Cumhuriyeti kuran kadro, isabetli bir kararla üç kurumun başına "millî" sıfatını koymuştur. Milli Eğitim, Milli Kültür ve Milli Savunma. Bu üç bakanlık bizim toplum olma bilincimizi sağlayan üç alan olarak görev yapmak zorundadır. Bu üçünde bozulma başlarsa millet olma özelliklerimizi yitiririz çünkü. Nitekim bu üç kurum bilerek veya bilmeyerek yıpratıldığında, ülke bireyleri arasında millet olma bilinci kaybolur, toplumumuz bireysel hayatlar yaşayan devasa bir kalabalığa dönüşür. Bugünkü fotoğrafımız tam da budur. Pek az kişinin ortak bilinci, ortak değerleri, ortak kutsalları bulunmaktadır artık. Oysa millet olabilmemizin ortak bilinci, bireylere aileden ziyade sınıfta ve okulda kazandırılmak zorundadır. Yani bugün adı ne olursa olsun öğrencilerimize musallat olan her türlü sorunun çözüm yeri sınıftır ve sınıf, öğretmenin yönettiği bir orkestra, liderliğini yaptığı bir takımdır. Öğrenciler arasındaki iletişim ve ilişkileri kurup bunların düzenlenmesi ve geliştirilmesi öğretmenin görevidir. Bunun için önce öğrencileriyle kendi arasındaki iletişimi gerçekleştirmek zorundadır. Veriler onu gösteriyor ki, öğrencilerin birçoğu kendisinin veya görüşlerinin önemsenmediğinden şikâyetle kötü yollara sapıyor, belki görüşlerinin önemsendiği çetelere katılıyor. Bu noktada toplumun ahlak anlayışı yahut kültürel değerlere bağlılığı önemli rol oynamaktadır. Çünkü toplum ahlakının belli bir yaptırımı vardır ve doğrudan doğruya bireylerin vicdanında karşılık bulur. Kulun Rabb'e, evladın ebeveyne, öğrencinin öğretmene, memurun amire vs. uzayıp giden ilişkiler zincirinde ahlak kuralları bütün yasalardan ve yaptırımlardan öndedir. Modern eğitim sistemleri öğretmenlere ve öğrencilere sayısız hak ve sorumluluklar tanıyabilir, davranış biçimleri önerebilir, tavsiyeler sunup yaptırımlar önerebilir; ancak bunların hiçbiri geleneksel ahlak kuralları kadar önemli ve etkili olmayacaktır. Yasalara dayalı davranış biçimi ile vicdana dayalı davranış biçimi arasında her zaman vicdan lehine haksız rekabet olagelmiştir. Bunun için aşağıda size öğretmen ile öğrenci arasında geleneksel kültürün bize sunduğu ahlakî değerlere dayalı kuralları sıralayacağım. Bunların bazılarını modern eğitim metotları arasında bulmak da mümkündür. Aralarındaki fark, birincisinin vicdanda, ikincisinin yönetmelik maddelerinde yer alıyor oluşudur. Eski kitaplara göre öğretmen ahlakını oluşturan kurallar şöyle sıralanır: Öğretmen, mutlaka (1) yumuşak huylu olmalı, (2) ağırbaşlı olmalı, (3) salim ve dinlenmiş kafaya sahip bulunmalı, (4) mesleğinin zorluklarına katlanmalı, (5) talebesine örneklik etmeli, (6) malayaniden uzak durmalı (öğrencisiyle şakalaşmalı ama alay etmemeli), (7) sınıfta sessizliği temin etmeli, (8) zayıf ve aciz talebeye sabırlı davranmalı, (9) soruyu dikkatle dinlemeli ve anladıktan sonra cevaplamalı, (10) doğruyu kabul etmeli, (11) mazereti kabul etmeli, (12) talebesini zararlı bilgilerden korumalı ve (13) talebelerine eşit davranmalıdır. Bu kuralları modern pedagojinin önerdiği birkaç davranış biçimiyle desteklemek gerekirse, öğretmen, ders dışında da öğrencisiyle iletişimde olmalı, gerekirse onun sorunlarını dinlemeli, güler yüzlü olmalı, gerektiğinde şakalaşmalı, sınıf içinde ve dışında öğrencinin etkinliklerini desteklemeli, sınıfın kurallarını öğrencileriyle birlikte belirlemeli, notu baskı aracı olarak kullanmamalı, ödüllendirme ve cezalandırmada aşırılıktan kaçınmalı, okul-aile-öğretmen sacayağını oluşturmalıdır.

Yine eski kitaplara göre öğrenci ahlakını oluşturan kurallar da şöyle sıralanabilir: Öğrenci mutlaka (1) öğretmenine selam vermeli ve o oturmasını söyleyesiye kadar huzurunda ayakta beklemeli, (2) daima edepli ve saygılı olmalı, (3) öğretmenine karşı az konuşmalı, sorulmadıkça söylememeli, (4) itiraz etmemeli, (5) soru sorarken bilgiçlik taslamamalı, hele başkalarının fikirlerini öne sürerek öğretmenini cahil gösterecek davranışlardan kaçınmalı (gerçi bu tür bilgili öğrenciler artık kalmadı ya), (6) ders esnasında fısıldaşmamalı, (7) öğretmeninin yorulduğunu veya sıkıldığını görünce susmalıdır.

Gerek Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ömer Dinçer, gerekse bakanlık yetkilileri, şüphesiz bu söylediklerimizi biliyorlardır. Acaba diyorum Fatih tabletlerin içine bu türden ahlak kuralları da yerleştirilse miydi? Kim bilir, belki de öğrencilerimiz aynı kuralları evlerine de taşır, çocuk ile ebeveyn, işçi ile patron, memur ile amir arasında da toplumsal ahlakın inşasına katkıda bulunurlardı.

ZAMAN

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
Prof. Dr. İsa YÜCEER
 
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

 
Rüstem GARZANLI
 
Süt Şahane Gerisi Bahane

 
Sabri ALTUN
 
Baykuş’un Gözleri

 
İbrahim KAYGUSUZ
 
Mutezile ve akıl-nakil tartışmaları (I)

 
Fuat TÜRKER
 
Hayatımızın Bileği Taşı: Zorluklar

 
Alev Ayyıldız
 
Bir Harcanmışlığın Hazin Öyküsü

 
Mehmet Emin KUŞ
 
İbn-u Hazm

 
İsmail AKSOY
 
Senin için her gün “anneler günü” annem!

 
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
 
Zimmilere (Gayri Müslimlere) Tanınan Haklar

 
Altuğ ÖZTÜRK
 
Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 
Ahmet TANYERİ
 
Ey Medine (Şiir)

 
İzzet OFLAS
 
EŞEĞİN İTİRAZI

 
Mustafa CİLASUN
 
Aşkın narı, ruhun arı, kalbin edeb-i melalidir!

 
Ali SİNOĞLU
 
DEPREMİN ACI İZLERİ

 
Necmi ÜNLÜ
 
Kötülüğe İyilik

 
İbrahim Akın
 
Kadrolu Din Adamı Olunmaz

 
Selçuk AKYÜZ
 
Işık

 
Mehmet Emin TOPRAK
 
Kurumlarımız Sayın Rektörümüzü Örnek Almalı

 
Sadık Yalsızuçanlar
 
Ben Kerbela’yım

 
Ahmet D. MİLASLI
 
Berzani Neden Ankara'ya Geldi?

 
Resul Yersiz
 
Bir Hayat Hikayesi

 
Ali Rıza BAYZAN
 
TASAVVUF’TA RÜYALAR

 
Celal KAPLAN
 
Bakma öyle, konuş!

 
Mehmet ÇALIŞKAN
 
GÜZEL DÜŞÜNMEK
 
 
 
İLETİŞİM
  BASINDAN SEÇMELER
  ÇOK YORUMLANANLAR
  KİTAP DÜNYASI
SON DEPREMLER
  ANKET
  GENÇ KALEMLER

 
Şüheda YAZAR
 
SEVGİ İSRAFI

 
Bilal Emre YİĞİN
 
KAN KUSAN ZAMANLAR

 
Zuhal KAYGUSUZ
 
Bahara Düşlerimi Vurdum

 
Sümeyye KAYA
 
Aşk'a Serenat

 
Rukiye YAŞİN
 
Yüreğimden Koparılan Çiçeğime

 
Besna YURTBAY
 
Sen Gideli

 
Özkan İDOĞ
 
OYSAKİ BEN SANA NEFSİ VAHDE-İ MÜTEKELLİM GİBİ GELDİM
  PİYASALAR
       
  1,8300   2,3270  
       
  56,936   93,9461  
 
 
RSS

Add to Google
Van AsyaNur'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Van AsyaNur sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama