Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, adam kendi menfaat ve çıkarını gözetmek bir yana, adeta planlıyor…
Bunlardan biri insana selam verse, hemen insanın aklına gelir, acaba biraz sonra benden ne isteyecek…
Kendilerine bir sofra oluşturan bu insanlar, haram olan bir deveyi yerler, bir bakraç ayranı tepelerine diker, bıyıklarını düzeltirler…
İzzetli göründüklerine bakmayın, en hasis bir menfaate kul, köle olurlar… Ufak bir çıkar için kendilerine, dahi öyle kazık atarlar ki, kendileri de buna şaşarlar…
Kıyametin yakınlığından mıdır nedir, dürüstlüğe öyle hasret kalmışız ki, adam bulduğu parayı sahibine teslim edince, hemen bunu haber yapıyoruz… Bakın böyle adamlar hala yaşıyormuş diye de hayretle söyleniyoruz…
Evet hamdolsun, bunlara benzemeyen çok insan var. İşte bu nev’den değişik bir hadise.
Basından takip ettim, Bitlis iline bağlı Tatvan ilçesinde fakir bir aile yaşıyor. Evin reisi artık eve kuru ekmek dahi getiremiyor. Gecenin bir vaktinde kalkıp yavaşça evden çıkıyor ve mahallenin dükkanını arkadan yararak, bir torba dolusu gıda ile evine dönüyor. Bu durumdan habersiz olan hanımı uyanınca torbayı fark ediyor bunun ne olduğunu soruyor, o da, olan biteni anlatıyor.
Bakın hanım kocasına ne diyor: “Kesinlikle bunu kabul edemem, aç kalsam dahi haram yiyemem. Bu getirdiklerini derhal karakola götürüp teslim edeceksin.”
Sabah olunca zavallı adam, torbayı sırtlayıp karakola gidiyor, ne yaptığını bir güzel anlatıyor, hanımının sözlerini aktarıyor, karakol da dükkan sahibine durumu haber veriyor, dükkancı da davasından vazgeçerek adamın hapse girmesine mani oluyor…
Bu hanım bana Osmanlı hanımlarını hatırlattı… Bilirsiniz, Osmanlı da bir gelenek vardı, bey sabah evden çıkarken, hanımı arkadan seslenirdi: “Bey. Bey. Ver Allah’ın hatırına bir kuru ekmek getirmene razıyım, lakin çoluk çocuğuma haram getirmeyesin…”
Halbuki Türk filmlerinde seyrediyoruz, evin hanımı, daha lüks yaşamak için, bey’i zorluyor, çal-çırp, bul getir…Beceriksiz herif…Akılsız adam…Bak falan falan ne güzel getiriyor, sen onun kadar da olamıyorsun…Miskin herif… Bu asrın pazarında revaçlı mal, hayat_ı dünyevinin temini ve güzelce yaşamak olunca, her şey sanki mübah olmuş. İzzet gitmiş. Namus gitmiş. Şeref gitmiş. Hiç mesele değil…
Her akşam televizyonu seyredince, içimi bir karamsarlık kaplıyor.
Türk filmi mi çeviriyoruz ne…
Peki Allah’ın selamı dahi, menfaate endekslenirse, biz ne yapabiliriz?
Aklıma Amerika geldi.
Amerika sigaraya karşı büyük bir savaş açtı.
Milyarlarca dolar harcadı, özel klinikler açtı, çeşitli metodlar denedi.
İki yıl sonra bir de baktı ki, aldığı netice yüzde bir. Yani tam bir fiyasko…
Bu defa yeni bir proje uygulamaya sokarak, tiryakileri bırakıp, hiç içmeyenlere yönelerek, onlar bari tiryaki olmasınlar diye kolları sıvadı ve yüksek bir oranda başarı elde etti…
Biz de tiryakileri bırakıp, çocuklarımızı ve gençlerimizi kurtarmaya çalışmalıyız.
Evet, Cenab-ı Hakkı bilen, ahirete iman eden ve Allah’tan korkan bir gençlik problemi çözecektir…