Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
Hava Durumu VAN
14 / 3
 
 
 
 
 
Hadi Bunlara da İhanet Deyin
 Alev Ayyıldız 16 Şubat 2012 Perşembe  

Kimi kitapseverler epik fantastik tarzı fazla hayal ürünü bulsa da ben okunması taraftarıyım. Salvatore’nin Kara Elf serisinden yirmiye yakın kitap okumuş biri olarak samimiyetle söyleyebilirim ki, kibir üzerine olan değerlendirmeleri, inanç ve ahlak üzerine yazılan birçok eserden daha iyi.


Ayrıca bu tarz kitaplar, insanın çok yönlü düşünmesini ve görsel algılama kazanmasını da sağlıyor. Ezberci eğitimin esir aldığı tek düze yaşayan bir nesil olarak, aynı düşünme ve aynı yaşamdan bizleri sıyırıyor.


Konuyu açacak olursak, en basitinden resim derslerini ele alalım. Bir şeyler çizerken dahi hayal gücümüz örselendi, sabit düşünmeye mahkûm edildik. Evlerin beyaz ve tek katlı, masalarında kare olduğunu kabul etmeyip, çizimlerimizde bunları kullanmasaydık, bugün belki bizimde İKEA gibi mobilya firmalarımız olurdu. Görselliği bir yana bırakın fonksiyonel olarak oldukça başarılı gökdelenlerde yapabilirdik. Ama hayır illaki tek katlı ev, illa ki kare masa çizdirilirdi.


Bu küçük örnek bir yana, belirli bir şekilde düşündürülme esaretinin zararlarını her alanda gördük. Anlayışımız ve tavırlarımız sabit bir kalıba sığdırıldı. Bedelini ise en çok kendimiz ödedik. Çünkü görüş alanlarını kısır bir dünya içerisine hapsedenlerin algılamaları da sıkıntılıdır. Şöyle düşünün. Bir binanın birinci katından bakan bir insanla, yirminci katından bakan başka bir insanın gördükleri manzaralar aynı olmaz.
Bırakın birinci katta, binanın zemininde olup ta, kendisinden onlarca kat yukarıda olan başka birinin anlattıklarını ve yaptıklarını bilmeden sorgulamaksa en basit tabiriyle hadsizliktir, cahilliktir.


Yazık ki tek düze düşündürülmeye alıştırılmış güzel ülkemde bu durumlara sık rastlanıyor. Oldukça başarılı olan bir insanın yaptığı bir hatada, ya da ona atfedilen suçlarda yaftayı yapıştırıyoruz ve başlıyoruz kötülemeye.


Gıybetin en çirkin tarzı olan ve kimi zaman iftiraya varan bu suçlamalarsa farklı bir haz kaynağı. Değerli gördüğünüz bir insanın bir davranışını hata olarak anında yorumlamak nedense insanları mutlu ediyor. Kendi basitliğinin acısını vaktiyle yücelttiği insandan çıkarmaya çalışıyor.


Son dönemde Cübbeli Ahmet Hoca’nın cezaevi sürecini, ya da Adnan Oktar’ın konuk olduğu programlardaki bayanlara karşı tavırlarını hatırlayın. Onlara karşı, tükürük saçar hiddetde açıklamalar, kınamalar, dinsizlikle, münafıklıkla suçlamalar…


Hiç düşünmeden acımasızca eleştirenlere tek bir sorum olmuştu. Siz bu adamlar kadar inancınıza hizmet edebildiniz mi ?. Bun karşın, bu isimlerin yaptıklarıyla, insanları dinden ve inançtan uzaklaştırdığını söylediler. Cevap olarak gene bir tek soru sordum. Siz bu isimlerin İslam’a yönelik yayınlarını okudunuz mu?. Bu güzel kitaplardan etkilenmezken, aslı bilinmeyen olumsuzlukları sorgulamadan etkilenmek niye?


Örnekleri çoğaltmak mümkün. İsimler ve konumlar değişse de insanların tepkileri değişmeyecek sanırım. Hakan Fidan örneğinde olduğu gibi.


Daha göreve başlamadan İsrail’in yakın takibe aldığı bu ismi bu denli fütursuzca eleştirmeyi akıl almıyor. Bulanan sular daha durulmayacak lakin başbakanın bu konudaki tavrı net. Verdiği sözleri tutmasıyla bilinen Erdoğan’ın  “Hakan Fidan’ı harcatmam” ifadesi, bu güzel isimin çalıştığı kurum başta olmak üzere, ömrü oldukça ülkemize daha uzun yıllar hizmet edeceğine dair yüreklere su serpti. Dilerim Rabbim kendisinin yolunu açık eder.


Bu konu gündemde tazeliğini koruya dursun yeri gelmişken, tarihte ihanet ve yanlış işler yapmakla suçlanan isimlerin aslında ne denli hizmetler ettiğine dair birkaç örnek sunmak istiyorum size.


İlki daha on yıl öncesine kadar tarih kitaplarında ülkesini satıp ihanetle suçlanan Sultan Vahdettin. Bugün belgeler, onun neyi niye yaptığını gözler önüne seriyor. Merak ediyorum, kendisine hain diyenler acaba gerçek tarih ortaya çıktığında bir parça utanmışlar mıdır.?


Diğer bir örnekse Ulu Hakan Sultan Abdulhamid.Onu,  İttihak ve Terakkiciler o kadar çok suçlayıp o denli eleştirdiler ki, ne dinsizliği kaldı nede hainliği. En çok yargılandığı konuların başında ise kiliseler mevzusu geliyordu.


Geçmişin yüreğimizi yakan bu anektodu kısaca hatırlatalım. Sultan Abdülhamid Han, Fener Rum Patrikhanesi’nin karşısına bir Bulgar Ortodoks kilisesi yaptırarak aralarında çekişmeler olmasını sağlamıştır.  Yapılan kilise tamamen demirden inşa edilmiştir. Onu bir gecede diktiği de rivayetler arasındadır.Türkiye’nin ilk prefabrik  inşaatı da işte tam olarak o kilisedir.


Bütün bunları siyaset icabı yapmış ve Balkan Devletlerinin birlik olmasının önüne bu suretle geçmiştir. İttihat ve Terakki başa gelip kiliselerin arasındaki sorunları kaldırana kadarda bu yöntem başarılı olmuştur. Selanik’te Alatin-i Köşküne gönderilen Sultan, İstanbul’a nakli için gelen Rasim Bey’e tarihe geçecek bir söz söylemiştir “Galiba siz kiliseler meselesini hallettiniz.”Kilise yaptırdığı için Müslüman olmamakla suçladıkları ismin siyasi zekâsını anlayamayan yöneticiler, Balkan Savaşlarının çıkmasıyla imparatorluğun çöküşünü hazırlamışlardır.


Türk siyasi tarihine gelindiğinde ise Menderes’ten Özal’a kadar birçok isim, ileri görüşlülüğünün bedelini ağır eleştirilerle ve akabinde canlarıyla ödemişlerdir.
Ne demişler, tarih tekerrürden ibaret. Bugünde kimi alınan kararlara karşı yapılan eleştirileri gördüğümde ise bu sözü doğrularcasına, geçmişin isim değiştirerek devam ettiğini görüyorum.


İnsanlara anında yafta yapıştıranlara, anlamadan değerlendirenlere ve uzun vadeli ve kalıcı siyaset anlayışından mahrum olanlara sanırım bu örnekler yeterli gelir. Eğer hala bu denli gözleri körse sormak istiyorum. Sizin anlayışınıza göre düşünüldüğünde hadi tüm bunlara da ihanet deyinde, en azından kendi içerinizde bir parça tutarlılık göstermiş olun.


Selam ve dua ile

 

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
Prof. Dr. İsa YÜCEER
 
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

 
Rüstem GARZANLI
 
Süt Şahane Gerisi Bahane

 
Sabri ALTUN
 
Baykuş’un Gözleri

 
İbrahim KAYGUSUZ
 
Mutezile ve akıl-nakil tartışmaları (I)

 
Fuat TÜRKER
 
Hayatımızın Bileği Taşı: Zorluklar

 
Alev Ayyıldız
 
Bir Harcanmışlığın Hazin Öyküsü

 
Mehmet Emin KUŞ
 
İbn-u Hazm

 
İsmail AKSOY
 
Senin için her gün “anneler günü” annem!

 
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
 
Zimmilere (Gayri Müslimlere) Tanınan Haklar

 
Altuğ ÖZTÜRK
 
Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 
Ahmet TANYERİ
 
Ey Medine (Şiir)

 
İzzet OFLAS
 
EŞEĞİN İTİRAZI

 
Mustafa CİLASUN
 
Aşkın narı, ruhun arı, kalbin edeb-i melalidir!

 
Ali SİNOĞLU
 
DEPREMİN ACI İZLERİ

 
Necmi ÜNLÜ
 
Kötülüğe İyilik

 
İbrahim Akın
 
Kadrolu Din Adamı Olunmaz

 
Selçuk AKYÜZ
 
Işık

 
Mehmet Emin TOPRAK
 
Kurumlarımız Sayın Rektörümüzü Örnek Almalı

 
Sadık Yalsızuçanlar
 
Ben Kerbela’yım

 
Ahmet D. MİLASLI
 
Berzani Neden Ankara'ya Geldi?

 
Resul Yersiz
 
Bir Hayat Hikayesi

 
Ali Rıza BAYZAN
 
TASAVVUF’TA RÜYALAR

 
Celal KAPLAN
 
Bakma öyle, konuş!

 
Mehmet ÇALIŞKAN
 
GÜZEL DÜŞÜNMEK
 
 
 
İLETİŞİM
  BASINDAN SEÇMELER
  ÇOK YORUMLANANLAR
  KİTAP DÜNYASI
SON DEPREMLER
  ANKET
  GENÇ KALEMLER

 
Şüheda YAZAR
 
SEVGİ İSRAFI

 
Bilal Emre YİĞİN
 
KAN KUSAN ZAMANLAR

 
Zuhal KAYGUSUZ
 
Bahara Düşlerimi Vurdum

 
Sümeyye KAYA
 
Aşk'a Serenat

 
Rukiye YAŞİN
 
Yüreğimden Koparılan Çiçeğime

 
Besna YURTBAY
 
Sen Gideli

 
Özkan İDOĞ
 
OYSAKİ BEN SANA NEFSİ VAHDE-İ MÜTEKELLİM GİBİ GELDİM
  PİYASALAR
       
  1,8300   2,3270  
       
  56,936   93,9461  
 
 
RSS

Add to Google
Van AsyaNur'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Van AsyaNur sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama