Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
Hava Durumu VAN
14 / 3
 
 
 
 
 
Hüsn-ü zan, ama mümkün olduğu kadar
 Mehmet ÇETİN 28 Ocak 2012 Cumartesi  

Biliyorum, başlıktaki cümlemin devrik olduğunu, tıpkı bu cümlemin devrik olduğu gibi. Ama maksadım devrik cümle kurmaktan ziyade bir meramımı paylaşmaktır sizinle, dikkatinizi çekmektir sadece. Üstadım ısrarla mümkün olduğu kadar hüsn-ü zan etmemizi ister ve sık sık mektuplarında bahseder. Bu hususiyet hayatımızda fevkalâde mühimdir.

Hüsn-ü zannın mümkün olduğu yerde yapılması ile adem-i itimadın karıştırılmaması gerekir. Adem-i itimad işin sağlama alınması vs. noktasında lâzımdır. O ayrı bir konu.
Kırk yıldır bir cemaat içerisindesinizdir, zaman zaman sizce makul gerekçelerinizden dolayı sohbete veya toplantıya gidememeniz durumunda arkadaşlarınızdan hüsn-ü zan beklemek sizin hakkınız olduğu gibi Risâle-i Nur’dan aldığımız ders mucibince hüsn-ü zan etmek, onların da vazifesidir. “Bu kardeşimiz gelemediğine göre bir mani hali olmalı, arayalım, hâlini hatırını soralım, yardımcı olabileceğimiz bir husus varsa yardımcı olalım.” demek mü’minin uhuvvet anlayışının eseri olmalı. Bu cümleden hareketle değerli büyüğüm Ali Vapurlu’nun İzmir’e konferans vermeye geldiğinde beni göremeyince telefon açarak hâlimi hatrımı sorması bu konuya güzel bir numune oldu. Kendisine hasta ve yatakta olduğumu, beni mazur görmesini, duâ etmesini rica ettim.
Hüsn-ü zan, aile içerisinde de çok elzemdir. Siz bir harekette veya ifadede bulunursunuz. Bunu yılların getirdiği tecrübeye de dayanarak yaparsınız. Ancak evlâdınız, gelininiz ve damadınız bunu yanlış anlayabilirler. Halbuki, yapmaları gereken evvelâ hüsn-ü zandır. “Yıllardır hayırhahımız olan babamızı, bu ifade veya davranışa iten bir sebep olmalı, bunun sebep ve hikmetini anlamak için Anadolu tabiriyle dobra dobra konuşmak en güzelidir” demeliler. Konuşurken, yine Anadolu tabiriyle davulun kasnağına vurmadan, sorgulama havası vermeden, yanlış anlamış olabileceğini ifade ederek, düzeltme ve açıklık getirmek niyetiyle sorduğunu rahatlıkla söylemeli. Hem bu çeşit hareket inanan insanın, medenî hareketidir. Böylece taraflar memnun kalır, karşılıklı gönüller alınır, tatlıya bağlanır. Siz, herşeyi kendi anladığınıza mahkûm edemezsiniz. Bir noktada yanılıyor olamaz mısınız? Sonunda üzülmek, mahcup olmak yerine başında iken samimî bir şekilde konuşup, tashih yapmak, aile içindeki en isabetli olanıdır. Esasında meşveretlerdeki görüşmelerle tatlıya bağlama kerâmeti de bu olsa gerek.
İş hayatında da fevkalâde mühimdir, hüsn-ü zan. Bulunduğunuz makamınız gereği karşınızdakine bir muamelede bulunabilirsiniz. Muhatabınız buna bir anlam veremeyebilir, belki de ters anlar. Burada da durum ve çözüm aynı olmalı. Evet, iş dünyası kısmen ciddiyet vs. gibi farklılık gösterse de, nihayetinde insanın bulunduğu yerde yine hüsn-ü zan, olmazsa olmazı olmalı. Muhatabınıza üslûbunca, niyetinizin yanlış anlamaya meydan verilmemesi olduğunu ifade ile helâlleşmek, vs olduğu ifade edilerek anlatılabilir.
Kaldı ki bütün bunları ‘karşı tarafın bizim hakkımızda yapması gerekenler’ diye anlarsak, yine hüsn-ü zannı yanlış, eksik anlamış oluruz. Onların bizim hakkımızda hüsn-ü zan etmelerini beklerken biz niye onların, anlayamadığımız hareket ve ifadelerine hüsn-ü zanda bulunmayalım? İğneyi evvelâ kendimize batırmalıyız. Hatayı nefsimizde aramak şiârımız idi. Evet, “Bu muhatabım, bu hareket ve ifadesi ile, benim yanlış anladığım gibi harekette bulunmuş olamaz. Ben yanlış anlamış olabilirim. En iyisi kısa zaman içerisinde kendisi ile görüşerek, aradaki yanlış anlaşılmanın tashihine çalışmalıyım ve münasebetimizi müsbet olarak devam ettirmeliyiz” olmalı.
Hayata “Güzel gören, güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alır” düsturuyla bakarsak, halledilmedik hiçbir sıkıntı, yanlış anlama kalmaz, Allah’ın izniyle.
Ne dersiniz, bu vesile ile şu ana kadar olan yanlış anlamaları tashih ederek, yeniden uhuvvete yaklaşma adına, hüsn-ü zannı, güzel taraflarını görerek değerlendirmeyi hayatımıza esas alalım mı? Bu dünya, aklı başında olanlara bir lezzet vermiyor ve nizâya değmiyor. Önceki niza yapanlar, neyi halletti de gitti? Evvelkiler hayatın tadını kardeşleriyle müfritane irtibat ile çıkardılar. Bunlar bize çok uzak şeyler olmamalı. Arada mesafe varsa, mesafeyi açan bizizdir, hüsn-ü zan ederek, hatayı kendimizde arayarak evvela kendi nefsimizi ıslâh etmeliyiz. Sevabın, takdirin; tashih adına ilk hareket edende olacağını inşâallah hatırlıyorsunuzdur.
Sokağın temizliği, kapımızın önünün temizliğinden geçmektedir vesselâm.

YENİ ASYA

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
Prof. Dr. İsa YÜCEER
 
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

 
Rüstem GARZANLI
 
Süt Şahane Gerisi Bahane

 
Sabri ALTUN
 
Baykuş’un Gözleri

 
İbrahim KAYGUSUZ
 
Mutezile ve akıl-nakil tartışmaları (I)

 
Fuat TÜRKER
 
Hayatımızın Bileği Taşı: Zorluklar

 
Alev Ayyıldız
 
Bir Harcanmışlığın Hazin Öyküsü

 
Mehmet Emin KUŞ
 
İbn-u Hazm

 
İsmail AKSOY
 
Senin için her gün “anneler günü” annem!

 
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
 
Zimmilere (Gayri Müslimlere) Tanınan Haklar

 
Altuğ ÖZTÜRK
 
Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 
Ahmet TANYERİ
 
Ey Medine (Şiir)

 
İzzet OFLAS
 
EŞEĞİN İTİRAZI

 
Mustafa CİLASUN
 
Aşkın narı, ruhun arı, kalbin edeb-i melalidir!

 
Ali SİNOĞLU
 
DEPREMİN ACI İZLERİ

 
Necmi ÜNLÜ
 
Kötülüğe İyilik

 
İbrahim Akın
 
Kadrolu Din Adamı Olunmaz

 
Selçuk AKYÜZ
 
Işık

 
Mehmet Emin TOPRAK
 
Kurumlarımız Sayın Rektörümüzü Örnek Almalı

 
Sadık Yalsızuçanlar
 
Ben Kerbela’yım

 
Ahmet D. MİLASLI
 
Berzani Neden Ankara'ya Geldi?

 
Resul Yersiz
 
Bir Hayat Hikayesi

 
Ali Rıza BAYZAN
 
TASAVVUF’TA RÜYALAR

 
Celal KAPLAN
 
Bakma öyle, konuş!

 
Mehmet ÇALIŞKAN
 
GÜZEL DÜŞÜNMEK
 
 
 
İLETİŞİM
  BASINDAN SEÇMELER
  ÇOK YORUMLANANLAR
  KİTAP DÜNYASI
SON DEPREMLER
  ANKET
  GENÇ KALEMLER

 
Şüheda YAZAR
 
SEVGİ İSRAFI

 
Bilal Emre YİĞİN
 
KAN KUSAN ZAMANLAR

 
Zuhal KAYGUSUZ
 
Bahara Düşlerimi Vurdum

 
Sümeyye KAYA
 
Aşk'a Serenat

 
Rukiye YAŞİN
 
Yüreğimden Koparılan Çiçeğime

 
Besna YURTBAY
 
Sen Gideli

 
Özkan İDOĞ
 
OYSAKİ BEN SANA NEFSİ VAHDE-İ MÜTEKELLİM GİBİ GELDİM
  PİYASALAR
       
  1,8300   2,3270  
       
  56,936   93,9461  
 
 
RSS

Add to Google
Van AsyaNur'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Van AsyaNur sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama