Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
Hava Durumu VAN
14 / 3
 
 
 
 
 
Selâm üzerine birkaç kelâm
 Yavuz Bahadıroğlu 28 Ocak 2012 Cumartesi  

Başka milletlerin başına böyle bir şey geldi mi, bilmiyorum, ama “Takvim Devrimi”nin, “Gün Devrimi”nin, “Saat Devrimi”nin, “Ay Devrimi”nin, “Ezan Devrimi”nin, “Dil Devrimi”nin, “Kıyafet Devrimi”nin yanı sıra, biz, bir de “Selâm Devrimi” yaşadık!

Müslüman olduğumuz tarihten itibaren (Dokuzuncu Yüzyıl) dilimize yerleşen “Müslüman Selâmı” (Arapça kökenlidir, ama tıpkı ezan gibi, tüm dünya Müslümanlarının evrensel iletişimidir), 1930’lu yıllarda değiştirilmiş, önce askerlere ve memurlara “yeni selâm” mecburiyeti getirilmiş, ardından herkese dayatılmıştır (şapka konusunda da durum aynıdır).

Buna göre “Selâmün aleyküm” ya da “Esselâmu aleyküm” şeklindeki selâm terk edilecek, onun yerine sabahları “günaydın”, öğleden sonra “tünaydın”, akşam vakti “iyi akşamlar”, gece bastırınca da “iyi geceler” denilecektir.

Şaka gibi!..

Diyelim ki, salyangoz kabuğu gibi her yanı kapalı alışveriş merkezinde bir tanıdığınıza rastladınız. Selam vermeden önce ya saate bakacaksınız ya da izin isteyip alelâcele sokağa fırlayıp vakit tayinine çalışacaksınız. Vakit sabah mı, öğlen üstü mü, öğlen sonrası mı, akşamüstü mü yoksa gece mi keşfettikten sonra, “günaydın”, “tünaydın”, “iyi akşamlar”, “iyi geceler”den birini kararlaştırıp geri döneceksiniz ve tanıdığınız kişi hâlâ sizi bekliyorsa, selâm niyetine bunlardan birini heceleyeceksiniz.

Bu iş ezbere olmaz: Siz zamanı keşfetmeden “günaydın” derseniz, ama vakit öğleyi geçmişse, alimallah kala kalırsınız!

Diyelim ki vakit sabah. Siz de buna uygun olarak “günaydın” dediniz, peki muhatabınız ne diyecek? O da size “günaydın” diyecek. Bu durumda “Ben de onu dedim birader, ne diye tekrarlıyorsun” diye tepki gösterme hakkınız yoktur. Zira vaktiyle bu “selâm”ı uyduranlar, karşılığında başka bir “kelâm” uydurma zahmetine katlanmamışlardır. 

“Günaydın...”

“Günaydın.”

“Tünaydın” (“tün” gece demekmiş. Peki o zaman “iyi akşamlar” ya da “iyi geceler” demenin ne anlamı var?)... 

“Tünaydın...”

“İyi akşamlar...”

“İyi geceler...”

Ne kadar iyi? Az mı iyi, çok mu iyi?

Ayrıca akşamla geceyi nasıl ayırt edeceğiz? Saate mi bakacağız, havaya mı?

Ya “günaydın” ne demek?

“Sabah oldu, gün aydınlandı” demekse, herkes zaten görüyor: Eskiler buna “malumu ilân” derlerdi: Bilinen şeyi bildirmek... 

Çocuktum. Bir sabah kalktığımda, babamı evde görmenin de keyfiyle (zira çoğunlukla gurbet ellerde olurdu) her sabah sınıfa girişte Başöğretmenimin bize söylediği şeyi söyledim: “Günaydın.”

Ters ters baktı: “Kör değilim görüyorum” dedi.

“Neyi?” diye sordum şaşkınlıkla.

“Günün aydınlandığını, sabahın olduğunu, yoksa neden kalkalım?”

Kala kaldım. Söyledikleri mantıklıydı, ama neden Başöğretmen ısrarla böyle selâmlıyordu sınıfı?

Bunca sözden sonra söyler misiniz: Herhangi bir yerde karşılaştığınız başka bir milletten Müslüman bir kardeşinizi “günaydın”, “tünaydın, “iyi akşamlar” diye selâmlayabilir misiniz?

Selâmsanız sizi anlar mı?

Ama “Selâmün aleyküm” derseniz, her Müslüman anlar.

Şu halde selâm da, tıpkı ezan gibi, Müslümanların “ortak dil”idir. Bir nevi paroladır. Müslüman selâmı Müslümanlar arasında kardeşlik köprüsüdür.

Selâmın değiştirilmesi ise bu köprünün yıkılması, ortak dilin yok edilmesi anlamına gelir.

Öyleyse ısrarla “Müslümanca” selâmlaşmaya devam.

Selâmün aleyküm dostlarım!

YENİ AKİT

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
Prof. Dr. İsa YÜCEER
 
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

 
Rüstem GARZANLI
 
Süt Şahane Gerisi Bahane

 
Sabri ALTUN
 
Baykuş’un Gözleri

 
İbrahim KAYGUSUZ
 
Mutezile ve akıl-nakil tartışmaları (I)

 
Fuat TÜRKER
 
Hayatımızın Bileği Taşı: Zorluklar

 
Alev Ayyıldız
 
Bir Harcanmışlığın Hazin Öyküsü

 
Mehmet Emin KUŞ
 
İbn-u Hazm

 
İsmail AKSOY
 
Senin için her gün “anneler günü” annem!

 
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
 
Zimmilere (Gayri Müslimlere) Tanınan Haklar

 
Altuğ ÖZTÜRK
 
Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 
Ahmet TANYERİ
 
Ey Medine (Şiir)

 
İzzet OFLAS
 
EŞEĞİN İTİRAZI

 
Mustafa CİLASUN
 
Aşkın narı, ruhun arı, kalbin edeb-i melalidir!

 
Ali SİNOĞLU
 
DEPREMİN ACI İZLERİ

 
Necmi ÜNLÜ
 
Kötülüğe İyilik

 
İbrahim Akın
 
Kadrolu Din Adamı Olunmaz

 
Selçuk AKYÜZ
 
Işık

 
Mehmet Emin TOPRAK
 
Kurumlarımız Sayın Rektörümüzü Örnek Almalı

 
Sadık Yalsızuçanlar
 
Ben Kerbela’yım

 
Ahmet D. MİLASLI
 
Berzani Neden Ankara'ya Geldi?

 
Resul Yersiz
 
Bir Hayat Hikayesi

 
Ali Rıza BAYZAN
 
TASAVVUF’TA RÜYALAR

 
Celal KAPLAN
 
Bakma öyle, konuş!

 
Mehmet ÇALIŞKAN
 
GÜZEL DÜŞÜNMEK
 
 
 
İLETİŞİM
  BASINDAN SEÇMELER
  ÇOK YORUMLANANLAR
  KİTAP DÜNYASI
SON DEPREMLER
  ANKET
  GENÇ KALEMLER

 
Şüheda YAZAR
 
SEVGİ İSRAFI

 
Bilal Emre YİĞİN
 
KAN KUSAN ZAMANLAR

 
Zuhal KAYGUSUZ
 
Bahara Düşlerimi Vurdum

 
Sümeyye KAYA
 
Aşk'a Serenat

 
Rukiye YAŞİN
 
Yüreğimden Koparılan Çiçeğime

 
Besna YURTBAY
 
Sen Gideli

 
Özkan İDOĞ
 
OYSAKİ BEN SANA NEFSİ VAHDE-İ MÜTEKELLİM GİBİ GELDİM
  PİYASALAR
       
  1,8300   2,3270  
       
  56,936   93,9461  
 
 
RSS

Add to Google
Van AsyaNur'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Van AsyaNur sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama