Bugün seni yolcularken içinde sen olan hayallerim bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.
Hayallerimin her köşesinde sen göz kırpıyordun yüreğime ve dedim ki ben böyle hayal etmemiştim.
Böyle gideceğini bilseydim, senle her dakikamı hazine olarak zamanın en değerli köşesine bine bin katarak saklardım.
Seni her anlattığımda her kes abarttığımı düşünüyor onlara göre insan bu kadar arkadaşını sevemez.
Bunları duyduğumda sadece susuyorum belli ki yüreklerine bastırdıkça bastırma duygusu, her gün onunla nefes aldığı için şükrettikleri, her avuçlarını açtıklarında,
Ya Rabbi ! dostluğumuzu bu dünyada da öbür dünyada da baki kıl dedikleri bir dostları olmamış birde bu arkadaşlıklar dostluklar zamanla biz büyüdükçe unutulur diyorlar.
O zaman zamanın kalbi dursun da biz büyümeyelim zihnimiz unutmayı unutsun da biz birbirimize mühürlü kalalım.
Sen ne dersin bu söylenenlere aramıza giriyor ,zaman ihtiyarlanıyor diye bir birimiz için semalara kalkan avuçlarımız susacak mı?
Yüreğimizi özlem mesken tutacak diye gözyaşlarımız bile içini çeke çeke ağlarken bir gün gelip bir birimizi zar zor mu hatırlayacağız?
Öyleyse bunun adını yanlış koymuşlar değiştirsinler.
Güzel dostum kabul etmiyorum biz dostluğumuzu gözbebeğimize çivileyelim.
Zamanın verdiği unutulmuşluğa öyle bir kör düğüm atalım ki gönlümüzün sokağında gezecek yürek bulamasın öyle dostlar olalım ki bu söylenenler çürüyüp onların avuçlarına da göz açsın.